Kapıcı Nuri’nin Sözlüğü
Nuri abi apartmana geleli yirmi yıl olmuştu ve bu yirmi yılda kimse onun bir defter tuttuğunu bilmiyordu.
Defteri ölümünden sonra, bodrumdaki odasını boşaltırken bulduk. Kapağına tükenmez kalemle “Sözlük” yazmıştı. İçinde kelimeler ve karşılıkları vardı ama hiçbiri bildiğimiz anlamlar değildi.
“Asansör: İnsanların birbirine bakmamak için icat ettiği kutu.”
“Aidat: Ayda bir kez hatırlanan komşuluk.”
“Merdiven: Benim mesai arkadaşım.”
Sayfaları çevirdikçe apartmanın başka bir tarihi çıkıyordu ortaya. Üçüncü kattaki Müzeyyen Hanım’ın her sabah çöpü kapıya bırakırken aslında biriyle konuşmak için beş dakika oyalandığını, beşinci kattaki emekli albayın geceleri merdiven boşluğunda ağladığını, bizim dairenin zilinin öteki dairelerden farklı, daha kısa çaldığını — babam bozuk sanırdı, Nuri abi “aceleci ev” diye yazmış.
Son sayfada tek bir madde vardı:
“Kapıcı: Herkesi tanıyan, kimsenin tanımadığı adam.”
Defteri yönetici aldı, “aile eşyası” diye Nuri abinin köydeki yeğenine postaladık. Yeğeni bir hafta sonra aradı; teşekkür etti, sonra biraz duraksayıp sordu: “Amcam okuma yazma bilmezdi. Bu defter kimin?”
O gün bugündür apartmanda kimse asansöre binmiyor.